Eski okul bloglamak.

Menü ve Arama

Girişim, üretim ve tüketim üzerine

24 Temmuz 2019

Geçmiş ile günümüz arasındaki büyük resme bir adım geriden baktığımızda her çağda “ihtiyaç, girişim, üretim ve tüketim” şeklinde bir döngü olduğunu rahatça görebilmek mümkün. Özellikle günümüzün gereksinimlerini ele aldığımızda bunun hızlı bir şekilde somut örneklerinin şu an bu yazıyı okumakta olduğunuz mobil cihazınız veya bilgisayarınız olduğunu söyleyebilirim.

Birkaç yüzyıl önce; sanayileşme dönemi başlamadan hemen önce bile tarım, hayvancılık ve benzeri ihtiyaçları karşılayan sektörler mevcuttu. Özellikle daha geriye gittiğimizde, Lidyalılar‘dan bile eski zamanlara baktığımızda insanların birbiriyle iletişim kurup anlaşabildiği tüm zamanlarda ihtiyaç, girişimüretim ve tüketim döngüsünün olduğunu söyleyebilmek mümkün. Sanayileşme dönemi başladığı döneme ve sonra ki döneme bir bakın; hızla otomotiv sektörü, teknoloji sektörü, internet sektörü ve günümüzün yeni sektörlerinden biri olan yapay zeka veya akıllı teknolojiler diye tabir ettiğimiz sektörler revaşta oldu.

İnsanların birbirlerine ulaşım, iletişim ve etkileşim talepleri yakın geçmişten günümüze kadar olan süreçte ihtiyaç halini aldığından beri, yeni girişimler ve sektörler görmekteyiz. Kendimize sormamız gereken ve farkında olmamız gereken asıl soru şu ki; biz hep tüketici tarafta mıyız? Bazen oturup detaylı bir şekilde düşündüğümüzde, bu sorunun yanıtını “Evet.” olarak görüyoruz. Bu oldukça iç karartıcı ve üzücü bir durum. Doğ, büyü, yaşa (!) ve öl sirkülasyonu kompleksleşmeye başladığının da bir göstergesidir. Farkında olduğumuz sürelerin tümünde tüketici veya üretici pozisyonunda olduğumuz gerçeği gözlerimizi bir odak noktasına topluyor. Aslında üretici de diyemeyebiliriz, çoğunluğumuz bir üretici ya da satıcı bir kurumda/şirkette çalışan bireyleriz.

Bu durumun ironik yanı; tüketici kesimin revaşta olması, yeni sektörlerin açılmasına ve bunun hızlı bir ivme ile gerçekleşmesine neden oluyor. Farkında ve cesaretli olan herhangi bir birey, kendini girişimci pozisyonunda bulabiliyor ve aklındakini gerçekleştirme cesaretinde olduğunda da üretici pozisyonuna geçebiliyor.

Bugüne kadar oldukça fazla girişim ve iş hayatı üzerine kitaplar ve yazılar okudum, etkinliklere katıldım. Buna rağmen hiç haz etmediğim bir kelimedir “girişimci olmak“. Ne? dediğinizi duyar gibiyim. Çünkü, toplumun büyük kesimi “girişimci” olmayı “boş gezenin boş kalfası” olarak nitelendirip bilinçaltı mesajlar yerleştirmekten keyif almakta ve bu bilinçaltı mesajları yüzünden cesaretinizin kırılmasına neden olabiliyor. Ek olarak, “girişimcilik” alanında eğitim veren kesimin de bizleri hiçbir şey yapmıyormuş gibi nasihatlar vermesi de “gerçekten hiçbir şey yapmıyorum” bilinçaltı mesajını yerleştirmesine neden oluyor. Aksi halde, herkes girişimci ve üretici pozisyonlarında kolay katılabilir, gönül rahatlığıyla da tüketmeye devam edebilir. Siz buna isterseniz kapitalizm deyin, isterseniz farklı bir -izm eki olan akımı ele alın. Ancak, günün sonunda hepimizin gördüğü şey; özellikle de beynimizin de yaptığı gibi her şey bir oto-kontrol sisteminde ilerliyor.

Ben neler yapıyorum?

Bir yazılımcı olarak; girişimci ve üreticilerin hazırladığı yeni programlama dillerini takip etmeye çalışıyor ve bu hazırladıkları yeni programlama dillerinde aklıma gelen herhangi bir fikri uygulayarak, ondan nasıl gelir elde edebilirim ya da nasıl bir sosyal sorumluluk projesine dahil olabilirim gibi sorularla yaşıyorum.

Bunların haricinde “Netflix“, “Spotify“, “Whatsapp“, “Youtube” gibi sık tükettiğim ürünlerdir. Sanallıktan bir tık uzaklaşıp gerçek yaşama döndüğümde tarım sektöründen marketlere ve kafeteryalara kadar uzanan zincirin en son halkasında; yemek yiyip, kahve içip, yeni ve eğlenceli olan tüm tüketim ürünlerini tüketmekle meşgulüm.

Neler yapmalıyım?

Bu benim yaşam tarzım ve benim öyküm. Bu karar bana ait ve kendi isteklerimle sizin kararınızı manipüle etmek istemem. Siz ne yapmayı arzu ediyorsanız, onun peşinden gitmelisiniz ki mutlu ve huzurlu olabilesiniz. Fakat, bir ince önerim elbette mevcut; %90 oranla hep tüketici konumunda olacaksınız/olacağız, lakin tüketirken bile her daim fırsat bulabilmektesiniz, farkında olarak bunları girişime, daha sonrasında üretime dönüştürerek, yaşam kalitenizi ve ileride süreciğiniz hayatta yanınızda olacak ailenizin yaşamlarını daha iyi idame ettirebilmek için biraz daha farkında olmanızda fayda var.

Kendime sorduğum sorular neler?

  • Ne yapıyorum?
  • Neler yapmak istiyorum?
  • Bu isteklerimi gerçekleştirmem için neler gerek?
  • Bu isteklerimi gerçekleştirmek gerçekten benim için tatmin edici mi?
  • Sorumluluklarım neler?
  • Sorumluluklarım, isteklerimin önünde bir engel mi?
  • İsteklerim için bugün ne yaptım?
  • Şu an ne hissediyorum?
  • Hissettiklerim, amaçlarımı ve hedeflerimi ne kadar manipüle ediyor?

Bunları en başlıcaları. Özellikle yolda yürüyüp sigara tüttürürken (canım tüketim ürünüm), uzanırken, kahve içerken, boş vakit yarattığımda bu sorular sürekli aklımda dönüyor. Ses seviyeleri hiç dinmiyor -ki bu farkındalık derecesine ulaşıp, beynimi sürekli bu sorularla hayatımı şekillendirici etkisine ulaşabilmek bile ciddi zamanımı aldı.

Güzel bir telkinle sonlandıralım; “Her şeyden önce hayal et, daimi olarak yeni amaçlar edin, hedeflerine koş ve ne kadar engebeli olsa da yollar koşmaktan asla vazgeçme.”

^_^

 

 

 

Konu hakkında yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaz ve aramak için Enter'la